13 Ağustos 2012 Pazartesi

Günlük No: 003




"Herkes kahraman olamaz. Kimilerinin de onları alkışlaması gerekir" buyuran W.Rogers-gillere 
arka çıkar gibi sokağa fırladığım çok oldu.

- Gel ve avuçlarımı patlat; eğer becerebilirsen elbet, der gibi buradayım demenin tüm imkanlarıyla çevreme baktığım, evet çok oldu.

Sık tekrar ettiğim bir meydan okuma değildir. Zira meydan okumak, sağlam bir rakibin gerekliliğini de taşır yanında her daim.(Aksi durumda orada olmak, abesle iştigal etmekten öteye gidecek değildir,bilirim.) Bir an için olsun umutsuzluğa düşüp de kaybedeceğimi düşündüğüm bir savaşa girmeyeli çok oldu. Savaştan uzak kalanın suretler karşısında bozgundan kurtulması muhtemel değil elbet. Bundan sebeptir ki beklenen gelmiyorsa eğer, ya elma olmamıştır ya da dal yeterince yorulmamıştır henüz. Ne derler bilirsiniz: Gayret bizden, tevfik Allah' tan.


***

Şimdi biraz başa alalım ve tam yerinde duralım. Evet burası iyi, duralım lütfen.

***


Tesbih taneleri gibi dizilir bulutlar bazen, bir duayı tamamlar gibi art arda: Allah uzun ömür versin; yüreğin balı, ağzın tadı daim olsun.' Şehir Mektupları isimli kitaptan mimari ile ilgili bir saptamayı alıntılayıp tebessüm ederek bitirmekten alıkoyamamak kendini tam olarak şöyle bir şey:

"Arada bir böyle, bozkırda pınar misali eserler de olmasa, hepten umutsuzluğa kapılacağız sanki." Tıpkı böyledir işte bazı insanlar, iyi ki vardırlar.




17 Şubat 2012 Cuma

Günlük No: 002

Sevgili Cuma,


Pazartesi

Sonra birlikte merdivenleri çıktığımızı ve koridorda yürüdüğümüzü hatırlıyorum. Annemin başımı okşayıp " bak min'el ne kadar güzel bir yer burası, hem de  bir sürü arkadaşın olacak " derken az ileride hemen harita odasının yanında, kapısında 1-A yazan sınıfı işaret ettiğini, sırf bu tantana bir an evvel bitsin diye elini bırakıp sınıfın kapısına gittiğimi, içeri baktıktan sonra geri gelip " hııı güzelmiş evet, hadi eve gidelim artık " dediğimi dün gibi hatırlıyorum ve elbette eve dönmediğimizi de.


454

Dedemin arkadaşı olan okul müdürünün odasına gittiğimizi ve " 454 mü büyük 455 mi Abdi Amca? " deyip cevabımı aldıktan sonra "benim numaramı 455 yap, o zaman gelirim okula, hem de her gün" dediğimi dün gibi hatırlıyorum ve elbette istediğimin olduğunu.


455

Okula başladığım 6. yaşıma kadar nedenini bilmediğim bir şekilde hoşlanmadığım Nesrin ile aynı sınıfta başlayacaktık yeni hayatımıza. Aramızdaki sorunun ne olduğunu kafasına pıtrak atıldığı için saçlarını kestirmek zorunda kalmasının ertesi gününe kadar anlayamamıştım. Evet kıvırcık saçlı kızlardan hoşlanmıyordum. 


Nesrin olayın ertesi günü okula gelmedi, daha sonraki gün de. Bir kaç gün sonra dedemin 'arkadaşını yüreklendirmelisin' öğüdüne uyarak okul çıkışı evlerine gittim ve gözlerini gördüğüm ilk anda Nesrin' e karşı beslediğim tüm olumsuz duyguların bir anda azaldığını hissettim.Öyle ki kendimce bir iade-i itibar icat edip "istersen 455 sen ol "dediğimi dün gibi hatırlıyorum ve "saçım uzayınca geri alacak mısın numaranı?" dediğinde "evet" dediğimi de.


1987

İzlediğim yarışmalarda buz pateni yapan tüm çiftlerin aslında sevgili olmadıklarını öğrenmiştim. Tanrım ne berbat bir yıldı.Neyse ki şimdiki çocuklar daha akıllı, hele 7 yaşını henüz bitirmiş olanlar, iyi ki bitirmiş olanlar, iyi ki olanlar...


Sevgiler

Min'el