13 Ağustos 2016 Cumartesi

Günlük No: 010





Mâhirâne bir fetihte başrol, kayıtsız şartsız üst geçitlerindir. 
Bunu öğreneli neredeyse dört asır oldu. 




Yine de tüm kalbimle inandığım ve şükrettiğim şey; 

(bugünlerde imkânlar kısıtlı olsa da)
şehri belli bir noktadan izlemenin,
sevdiğim birine konuşmakla aynı şey olduğudur.























5 Nisan 2016 Salı

Günlük No: 009



Artık 37

ve bu yaşımda emin olduğum tek şey, dedemin en sevdiği torunu olduğum ve 'bu' nun hayatımı değiştirdiği.
Çünkü...

ve babamın bu dünyadaki en hızlı yarış arabası olduğu. 
Eğer yavaş gidiyorsa da elbet bir bildiği vardır. "Daha çok var mı? Sıkıldım!.." dediğim yaşlarda, icat edilmiş en kötü cevap (-Az kaldı.) yerine "Şu tepeyi görüyor musun? İşte onu geçince deniz çıkacak" diyenleri çok gördüm. Hatta hiç utanmadan, cümlenin ayağına "Söz!" diyerek taş bağlayıp kendini suya atanlar bile oldu. (Hiçbirinin yasını tutmadım. İntihar edenlere acımadığım için değil, tercihlerine saygı duyduğumdan.) Neyse ki baş kahramanımın böyle onur kırıcı cevapları olmadı hiç. Bazen soru dahil, cevabın kendisinden daha mühim şeylerin olduğunu erkenden öğretmiş olması, şüphesiz başıma gelen en güzel felaketlerden biridir.

ve beni koşulsuz seven, affetmek konusunda en hünerli kişinin annem olduğu.
24 saatten fazla küs numarası yapamayacağını biliyorum artık. Gerçi asıl süre 30 dakika ama olay yerini terk etme huyum olduğu için deneyimlediğim sadece, kendi dönüş sürem oldu her seferinde. Ne kadar kızmış ya da kırılmış olursa olsun, kaşlarımı üzgün çatık derecesine getirip dudağımı bükerek "Annnnemmm..." diye başlayıp devamı gelecek gibi beklediğim o hayali cümlenin, yaşım kaç olursa olsun işe yarayacağından eminim. Keramet ne bakışlarımda, ne dudaklarımda ne de kendimden bildiğim diğer tüm o şeylerde. Sadece sonu uzun -m ile biten o kelime. Hepsi o kelimeyi hakkıyla taşıyabilenin marifeti ve elbet o marifete muhatap edenin.

ve kardeşimin küçük, sevimli bir bumerang olduğu.
Küçükken birbirimize verdiğimiz söz gereği; ne yapmış olursa olsun, tek bir kelime ile kalbime kolayca geri dönebilen, hayatta sahip olduğum tek gerçek 'şey'in o olduğu.

ve ahretliğim Sevgi'nin mavi gözleri.
"Ah!" dediğim anda, o an nerede ve ne durumda olursa olsun kalkıp geleceğine duyduğum güven ile ayakta duruyorum çoğu kez. Çünkü birini gerçekten sevmek; o üzülmesin diye üzülmemeye, kendine özen göstermeye ve güçlü olmaya mecbur ediyor insanı. 

ve cevap anahtarımın varlığı.
O beni üzmeyecek. Bundan eminim. Sözün gelişi onu özlediğim için üzülürsem, bu onun suçu olmayacak, bunu kabul ettim.

ve tek bir şeyin, asla tek bir şeyden oluşmadığı. 
Olan ve olmayan tüm bu şeylerden eminim! 
Yani daha çok yolum var.










17 Şubat 2016 Çarşamba

Günlük No: 008




onyedişubatikibinonaltı
zaman ne çabuk geçiyor
hayır, biz yaşlanmıyoruz
güzel çocuklar, güzel büyüyor sadece
şükür.



17 Şubat 2015 Salı

Günlük No: 007



" En çok kıskandığın şeyleri sırala" deseler, 

erkek dostluğu denilen o muazzam müesseseyi başköşeye oturturdum.

Hiçbir zaman erişemeyecek olsam da dünya üzerinde böyle bir güzelliğin olduğunu bilmek dahi insana mutluluk veriyor. Bir de amca olma hali var elbet. O ise; bambaşka bir kıskançlık sebebi. Sıralama dışı, dediğimiz türden hani. O yüzden ne siz sorun, ben söyleyeyim.














13 Ağustos 2014 Çarşamba

Günlük No: 006

...

İtiraf etmeliyim ki; yola biçimsizce park ettiği için kamyon şoförü ile tartıştığın süre boyunca hep senin tarafını tutmak istedim ama o gün ilk defa görmüştüm seni ve şoför bizim takımdaydı. 
Hay aksi!..

Daha evvel tanışmış olmalıydık seninle. Mesela henüz çocukken.

Oyun aralarında bizim eve koşup su istediğimizde aynı bardaktan içmeliydik. Sen utanıp ikinciyi isteyemediğinde ben, bardakta yarısından biraz fazla bıraktığım suyu sana vermeliydim.

Sınıftaki kızlarla 23 Nisan provasından döndüğümüzde elindeki salçalı ekmeği göz değil, gönül kararı bölüp; büyük olan parçasını bana vermiş olmalıydın mesela. Ya da mahalledeki çocuklarla toplanıp, evinizin yanındaki boş arsada top oynarken attığın golleri en çok ben alkışlamalıydım.

Teneffüste gıcık Nesrin'in saçını çektin diye -üstelik üst üste iki defa- kıskanıp küssem sana... leblebi tozu, arap bacılı sakız... ne bileyim işte gönlümü almalıydın. Çünkü turbo sakızları hep sende eksik kalan bir çıkartmayı bulurum belki, diye alırdım ben.

Hakkını vererek, alnımızın akıyla çıkmalıydık çocukluktan 

ama olmadı.

Çok geç tanıdım seni. 

Bu yaşımda ve tam da mahalleden taşındığım gün.

Zalim!..